Tiny Book

18 Haziran 2017 Pazar

Dr.Jekyll İle Bay Hyde - Robert Louis Stevenson


                                                   KÜNYE
                                                   KİTAP ADI: Dr.Jekyll İle Bay Hyde
                                                   YAZAR: Robert Louis Stevenson
                                                   SAYFA SAYISI:86







Stevenson yinelenen kâbuslarında çifte yaşam sürüyor; gündüzleri saygın bir doktor olarak çalışırken geceleri sokaklarda geziniyordu. Dr. Jekyll ile Bay Hyde işte bu kâbuslardan doğdu. 1886’da yayımlandığında İngiltere ve Amerika’yı kasıp kavuran yapıt, çok sayıda tiyatro ve sinema uyarlamasıyla bir popüler kültür efsanesine dönüşerek günümüze kadar geldi. Victoria döneminin değerlerine uygun olsa da, olay örgüsü günümüzün toplumsal ve psikolojik kaygılarına denk düşecek biçimde yeniden işlenebilmesine elveriyordu. Bir yandan da, bunca şan şöhretin gölgesinde kalan edebi derinliği ve çok katmanlılığıyla farklı düzeylerde okunabilecek bir metin olarak varlığını sürdürdü. Ruhla bedenin arzuları arasındaki ezeli çatışmadan söz ederken Victoria toplumunun ikiyüzlülüğünü yeren ve psikoloji alanında Freud’un kuramlarını haberleyen gelişmelerle kan bağı bulunan, çağının ötesinde bir başyapıt olarak… (Tanıtım Bülteninden)

16 Haziran 2017 Cuma

Vejetaryen

KÜNYE
Kitap adı: Vejetaryen
Yazar: Han Kang
Sayfa Sayısı: 158
Türü: Roman
Çeviri: Göksel Türközü
Yayınevi: APRIL


Merhabalar, umarım iyisinizdir. Kitap okumaya hız verdik bakalım. Vize haftaları birbirimizi idare ediyoruz. Ve birikmiş kitaplarımızı yazmaya başladık. Umarım buralar biraz hareketlenir :D Evet şimdiki kitabımızın yazarı 2016 Uluslararası Man Booker Ödülü'nü almış. Bakalım Vejetaryen nasılmış.

6 Haziran 2017 Salı

Tilki, Baykuş, Bakire

KÜNYE
Kitap adı: Tilki, Baykuş, Bakire
Yazar: Yaprak Öz
Sayfa Sayısı: 202
Türü: Roman
Yayınevi: Yitik Ülke Yayınları


Merhabalaaar, uzun zaman sonra yine ben bi’Avukatınız. 3 hafta final haftasından sonra tatile başladım başlamasına ama her şey istediğimiz gibi gitmiyor maalesef. O yüzden yorumumu biraz geç giriyorum affınıza sığınarak :)

22 Mayıs 2017 Pazartesi

Bir Kadının Yaşamından 24 Saat ve Zweig Öyküleri -Stefan Zweig



                                                               Sayfa Sayısı: 216
                                                               Baskı Yılı: 2016
                                                               Dili: Türkçe
                                                               Yayınevi: Koridor Yayıncılık



Bu kitapta, 20. yüzyıl Avrupa'sının en önemli kalemlerinden olan Stefan Zweig'ın birbirinden çarpıcı beş öyküsü yer alıyor.

'Bir Kadının Yaşamından 24 Saat'te tutkunun ve aşkın yakıcılığını; 'Kitapçı Mendel'de savaşın acımasız yüzünü ve bıraktığı silinmeyecek izlerini; 'Bir Yaz Öyküsü'nde anıların ardına gizlenmiş gerçek duyguları; 'Kızıl'da toplumun zayıf ruhlar üzerindeki gölgesini; ve 'Yalnız İki İnsan'da dışlanmışların kederini okuyuculara anlatıyor. Zweig bu öykülerde ölüm ve yaşamın sınırlarında dolaşıyor, sıradan insanların gizli kalmış sırlarını gün yüzüne çıkarıyor, ruhun karanlık taraflarına dokunarak çok yönlü anlatımını zenginleştiriyor.

Savaşın getirdiği acılarla boğuşmaya daha fazla katlanamayıp 1942'de hayatına son veren Stefan Zweig'ın, okuyucuları öykülerin içine çeken ve ruhlarına ayna tutan bu kitabını, Ahmet Arpad'ın özenli çevirisiyle sunuyoruz.
                                                   (Tanıtım Bülteninden)

19 Mayıs 2017 Cuma

Kumarbaz - DOSTOYEVSKI




KÜNYE
Yazar: Dostoyevski
Sayfa Sayısı: 216
Çeviri : Işıl Karasay
Yayın eviKoridor Yayıncılık
En çok okunan klasikler, özenli çevirilerle ve alanında uzman akademisyenlerin editörlüğünde okuyucuyla buluşuyor.Erdemli ve asil bir ruha sahip Aleksey İvanoviç, sevdiği kızın borçlarını ödeyebilmek için kendini rulet masasında bulur. O masadan kalktığında artık zengin bir adamdır ama içindeki kumarbazın uyanışıyla artık hiçbir şey eskisi gibi değildir. İçinde büyüyen kumar tutkusuyla verdiği savaşta kaybedilecek çok şey vardır. Bu atmosferde ortaya çıkan Kumarbaz’da hikâye, kurmaca bir kumar merkezi olan Roulettenburg’da geçer. Dostoyevski, okuyucuları ruhun karanlık sorularıyla yüzleşmeye zorlar: Kumar masasında para mı, aşk mı, onur mu kaybedilir? Yoksa hayatın kendisi mi? Kendisi de bir kumarbaz olan Dostoyevski, teslim tarihine bir aydan daha kısa bir süre kaldığında romanına henüz başlamamış olduğunu fark eder. Eğer başaramazsa romanlarının telif hakkını kaybedecektir. Kendisine yardımcı olması için Anna Grigoryevna isimli stenografla anlaşır ve hem romanı tamamlar hem de gerçek aşkı tadar. Okuyucuların Dostoyevski’nin ruhuna dokunma fırsatı buldukları bu ölümsüz eseri, Işıl Karasay’ın özenli çevirisiyle sunuyoruz.
(Tanıtım Bülteninden)

18 Mayıs 2017 Perşembe

Ah Bir Kedi Olsam! -Buket Uzuner




Kapak : Emir Tali
Editör : Didem Ünal
İllustrasyon : Oğuz Demir
Medya Cinsi : Ciltsiz
Hamur Tipi : 2. Hamur
Sayfa Sayısı : 152
Ebat : 14x20
İlk Baskı Yılı : 2017

Baskı Sayısı : 1. Basım


"Hep bir kedim olsun istedim. Evimizde yaşayan, 
yatağımda bana sarılıp uyuyan, kucağımda pırlayan, 
biz yokken evimizi ejderha ve kötü adamlardan koruyan, geri geldiğimizde bizi kapıda özlemle karşılayan, 
uçan bir kahraman gibi evin en yüksek raflarına tırmanabilen, uzun bir örümcek ağına asılarak
benimle çölleri, dağları ve ormanları aşan, bizim 
koridorda koşup oynayan bir kedi!"

Küçük Can'ın hayattaki en büyük hayali sadece bir kedisi olması değildi. Can, sabah karanlığında servis aracıyla okula gitmek yerine kediler gibi mışıl mışıl uyuyabilmeyi de çok istiyordu.

Acaba bir çocuk olmak yerine, hiç ödev yapmayan, gece erkenden yatıp, sabah karanlıkta kalkmayan, sevmediği yemekleri yemek zorunda olmayan, 
saatlerce oyun oynayan özgür bir kedi yavrusu olsaydı, hayatı nasıl olurdu? Aslında hangimiz kedilere bakıp da onlara bir kez bile özenmedik ki?

Hey çocuklar, haydi kedi yavrusu olmak isteyen bir çocuğun macerasına!


5 Mayıs 2017 Cuma

Bullet Journal Maceram -Mayıs Ayı

Herkese merhabalar :) Bugün sizinle kitaplardan farklı olarak Bullet Journal'den bahsetmeye karar verdim :) Mayıs ayını hazırlarken neden bloga koymuyorum ki diye düşündüm.Ve ta daaa burdayım :))

Öncelikle bullet journal nedir onu konuşalım.Bullet Journal yurtdışında ortaya çıkan ve tanımlamam gerekirse eğer kendi ajandanızı kendiniz oluşturmanızdır. Tabiki klasik olarak sadece günleri ve ayları yazmıyorsunuz canınız ne isterse,bazen bir not,,bazen bir şiir ve bazen bir yemek tarifi yazabilirsiniz.Tamamiyle sizin hakimi olduğunuz canınız ne isterse yaptığınız bir defter oluşturuyorsunuz aslında.


Klasik Bullet Journal'lerde bazı kurallar var ama benimkisi biraz farklı. Ben, madem bu defterin sahibi benim ozaman ne istersem yaparım mantığıyla o ilk sayfaları geçtim biraz.


Şimdiden uyarmalıyım internette,instagramda o kadar güzel bullet journaller hazırlıyorlar ki benimki öyle değil.Beklentiyi düşük tutalım :D









Öncelikle bullet journal olarak kullandığım defter sevgili Bi'Psikologcuğumun bana doğum günü hediyesiydi :)

İlk olarak Mayıs ayı için giriş sayfası yaptım.



Daha sonra Mayıs ayında okuyacağım kitapları  ve izlediğim filmleri yazabileceğim bir sayfa oluşturdum.

Daha sonra Mayıs ayının genel bir takvim yapıp o ayki hedeflerimi yazdım :)



Umarım sizin için ilham verici bir yazı olmuştur.Okuduğunuz için teşekkürler :))
                                                                                                                     Bi'Psikolog



21 Nisan 2017 Cuma

Nasıl Ders Çalışıyorum?



Herkese merhabalar :) Bugün diğer yazılarımızdan farklı olarak bir öneri yazısıyla karşınızdayız :) Umarım beğenirsiniz :))

8 Nisan 2017 Cumartesi

Film Tavsiyesi - Becoming Jane


Herkese merhabalar :) Uzun ve benim için çok yoğun geçen bir haftadan sonra tekrardan bloga döndüğüm için çok mutluyum :)
Öncelikle,Nisan'ın ayının başı bana pek uğurlu gelmedi.Vize haftamdayken bütün kış grip olmayıp Nisan'da grip oldum.Tam sınavın ortasında öksürük krizi tuttu falan.Böyle yaşanması oldukça kötü ama anlatınca komik olaylar yaşadım :D Yani kısaca yıkılmadım ama ayakta da değilim sloganlı bir hafta oldu benim için 😀
Kendimce büyük bir ödülü hak ettiğime inandığım için kendimi film izlemeye verdim :D Daha önce burada hiç film analizi yapmamıştık bu ilk ve sanırım son da olmayacak :) Çok fazla konuştum yine :D

Şanssız Bir Adam-Alberto Moravia

KÜNYE
Kitap adı: Şansız Bir Adam
Yazar: Alberto Moravia
Sayfa Sayısı: 140
Türü: Öykü
Çeviri: Gülbende Kuray
Yayınevi: Ekin



Merhabalar, bugün bir kütüphane kitabıyla karşınızdayım. Kitabı nasıl buldum, nasıl hemen alma kararı aldım bende bilmiyorum. Tesadüfler işte, iyiki almışım :)
Kitapta farklı başlıklar altında şanssızlık hikayeleri anlatılıyor. Ama çözemediğim hepsi aynı mı kişi mi, ama sanırsam değil. Kitap eski zamanlarda Roma'da geçiyor. Tabii Roma'yı eski çağ olarak anlamayın. Gayet arabaların kol gezdiği zamanlar. Kitabı severek okudum, zaten kısa kısa hikayelerdi hemen bitti. Saman kağıt olması, çok eski olması da beni kendine çekti. Kitap 2007'den bu yana ben dahil 7 kişi tarafından okunmuş. Bu duygu bile çok güzeldi. Eğer kütüphanede denk gelirseniz mutlaka alın, çerez niyetine okunacak kitaplardan. 
P.S. İzmir'de oturanlar için Karşıyaka Hoca Mithat ilçe halk kütüphanesinde kitap mevcut.
Sevgiler.. Bi'Avukat

5 Nisan 2017 Çarşamba

Bülbülü Öldürmek...

KÜNYE
Kitap adı: Bülbülü Öldürmek
Yazar: Harper Lee
Sayfa Sayısı: 357
Türü: Roman
Çeviri: Ülker İnce
Yayınevi: *SEL

   

Merhaba arkadaşlar, vizelerim çok erken başladı ama Allah’tan bir o kadar da kısa sürdü. Tabii o kısalık bir türlü geçmek bilmedi. Son gün çalışılan dersler falan cidden yoğun bir hafta oldu. Tabii vizelerim biteli 1 hafta oldu; bunu da eklemek isterim ^^ Artık kendimi daha dinç hissettiğim için kitap yorumlarıma başlayabilirim sanırım :)

24 Mart 2017 Cuma

Koşmasaydım Yazamadım - Haruki Murakami

                                                KÜNYE
                                                KİTAP ADI:Koşmasaydım Yazamazdım
                                                YAZARI: Haruki Murakami
                                                SAYFA SAYISI: 176

                                             



Haruki Murakami'den bir tutku olarak koşmak ve bu tutkuyla terbiye edilen yazma eylemi üzerine eşsiz bir metin...

"Murakami Bey, insan sizin gibi sağlıklı bir yaşam sürünce zamanla roman yazamaz hale gelmez mi?"

Arada sırada insanlar bu soruyu sorar bana. Roman yazmak, sağlıksız bir eylem; yazar olan kişi de sağlıklı olmak dediğimiz çemberden uzak bir yerde, mümkün olduğunca sağlıklı denemeyecek bir yaşam sürmek zorundaymış gibi. 

Biz roman yazmaya çalıştığımızda, insanlığın temelinde bulunan zehir gibi bir şeyi istemesek de çekip çıkarır, görünür kılarız. Yazarlar az çok bu zehre maruz kalır. Bu zehir işin içine girmediği sürece, gerçek anlamda yaratıcılık eylemi ortaya konulamaz çünkü (tuhaf bir benzetmeyle söyleyeceğim ama balonbalığının zehirli kısmının aynı zamanda en lezzetli kısmı olmasıyla tıpatıp benzeyen bir durum galiba). Ama gerçekten sağlıksız olan şeylerle uğraşmak için insan mümkün olduğunca sağlıklı olmak zorundadır. Bu, benim tezim. Yani sağlıksız bir ruh bile, yine sağlıklı bir vücuda gereksinim duyar. İşte bu yüzden, böyle biri sanatçı olamaz, dense bile ben koşmaya devam ediyorum.

Haruki Murakami'den bir tutku olarak koşmak ve bu tutkuyla terbiye edilen yazma eylemi üzerine eşsiz bir metin... Koşmasaydım Yazamazdım kendini "utangaç biri" olarak tanımlayan yazarın belki de en kişisel kitabı.
(Tanıtım Bülteninden)


22 Mart 2017 Çarşamba

Tek Meyve Portakal Değildir-Jeanette Winterson

                                                   KÜNYE
                                                   KİTAP ADI: Tek Meyve Portakal Değildir.
                                                   SAYFA SAYISI : 212
                                                   ÇEVİRİ: Sevin Okyay



Evlatlık alınıp misyoner olarak yetiştirilen bir kız çocuğu, aykırı eğilimleri yüzünden beklentileri suya düşürecektir. Jeanette on altı yaşına geldiğinde, sevdiği kız uğruna Kilise'yi, evini ve ailesini terk etmeye karar verir. Winterson otobiyografinin ötesine geçerek fantastik bir kurguyu deneysel bir yazım tarzıyla birleştiriyor ve ününün hakkını veren bir anlatı ortaya çıkarıyor. Mizahi tarzı ve keskin zekasıyla kalıplaşmış anlayışları ve yerleşik ilişkileri sorgulayan Winterson, Tek Meyve Portakal Değildir'de dönüp geçmişine bakarken okuru da "kendini icat etmeye" çağırıyor.
(Tanıtım Bülteninden)


Herkese Bi'Psikolog'tan merhabalar :) Bugün büyük umutlarla okumaya başladığım bir kitaptan bahsedeceğim sizlere.. Bakalım sonu da umut dolu olmuş mu :))

20 Mart 2017 Pazartesi

Katil Kim ? Bakalım tahmin edebilecek misiniz KAPKARANLIK ORMANDA

KÜNYE
Kitap adı: Kapkaranlık Ormanda
Yazar: Ruth Ware
Sayfa Sayısı: 376
Türü: Roman
Çeviri: Aslı Dağlı
Yayınevi: Yabancı

Merhabalaaar ^^ Zamanın yetmediği bugünler de kitaplara da zaman ayırmaya çalışarak mükemmel bir yoğunluk yaşıyorum. Zamanı düzgün kullanmak için çok önemli ama nedense henüz başarılı olduğum bir alan değil. Gelelim kitabımıza bakalım size spoiler vermeden nasıl anlatacağım :D

10 Mart 2017 Cuma

Bir Nörologtan hikayeler.. YÜZÜ OLMAYAN ADAM- Cristof Kessler

                                                        KÜNYE
                                               KİTAP ADI: YÜZÜ OLMAYAN ADAM 
                                              YAZARI: CRİSTOF KESSLER
                                              SAYFA SAYISI:182
Herkese bi'psikolog'tan merhabalar :) Bugün benim karşıma tesadüfen çıkan ve bence hakettiği değeri belki de çok fazla göremeyen (tabiri caizse kıyıda kalmış ) bir kitaptan bahsedeceğim.
Psikolojiyle ilgilenenler özellikle klinik ve nöropsikoloji alanıyla ilgilenenlerin daha çok beğeneceğini düşünüyorum.Çünkü tanıyı anlatan teknik cümleler de kullanılmış kitapta.

Kitabın konusuna gelecek olursak,bir nörolog kendi hastalarından yola çıkarak beyin rahatsızlıklarının insanın kişiliğini nasıl değiştirebileceğini kısa hikayelerle okuyucuyla buluşturuyor.Kitabın içinde 12 tane hikaye var.Kitabın ismi de aslında içindeki öyklülerden birinin ismi.
Genel olarak,ben alanım dolayısıyla kitabı beğendim.Çünkü akademik kitaplar,makaleler kadar dili ağır değildi.Bir olay örgüsünün içinde akademik (teknik ) biligilerin de içine karıştırılmasıyla ortaya çıkan üslup, sıkıcı değil. Aksine çok daha ilgi çekici.
Ayrıca hikayelerden oluştuğu için en yoğun döneminizde bile okuyabileceğiniz türde bir kitap. Daha fazla anlatırsam ayrıntıya girer ve okuma hevesinizi kaçırırım diyerekten burda bitiriyorum :D 
Umarım ilgisini çekenler olur ve okurlar :) 
Sevgimle.. 
Bi'Psikolog









8 Mart 2017 Çarşamba

Yabancı Olmadığımız Bir Hikaye... Hayvan Çiftliği-George Orwell



                                                                  KÜNYE
                                                            KİTAP ADI:Hayvan Çiftliği 
                                                            YAZAR: George Orwell
                                                            SAYFA SAYISI:160



İngiliz yazar George Orwell (1903-1950), ülkemizde daha çok Bindokuzyüzseksendört adlı kitabıyla tanınır. Hayvan Çiftliği, onun çağdaş klasikler arasına girmiş ikinci ünlü yapıtıdır. 1940'lardaki 'reel sosyalizm'in eleştirisi olan bu roman, dünya edebiyatında 'yergi' türünün başyapıtlarından biridir. Hayvan Çiftliği'nin kişileri hayvanlardır. Bir çiftlikte yaşayan hayvanlar, kendilerini sömüren insanlara başkaldırıp çiftliğin yönetimini ele geçirirler. Amaçları daha eşitlikçi bir topluluk oluşturmaktır. Aralarında en akıllı olanlar domuzlar; kısa sürede önder bir takım oluştururlar, devrimi de onlar yolundan saptırırlar. Ne yazık ki insanlardan daha baskıcı, daha acımasız bir diktatörlük kurulmuştur artık. George Orwell, bu romanında tarihsel bir gerçeği eleştirmektedir. Romandaki önder domuzun, düpedüz Stalin'i simgelediği açıkça görülecektir. Öbür kişiler bire bir belli olmasalar da, bir diktatörlük ortamındna olabilecek kişilerdir. Romanın alt başlığı Bir Peri Masalı'dır. Küçükleri eğlendirecek bir peri masalı değildir; ama roman, bir masal anlatımıyla yazılmıştır.
(Arka Kapak)

6 Mart 2017 Pazartesi

Adı Herşeyi Anlatan Bir Kitap... Yabancı-ALBERT CAMUS


                                                                     KÜNYE
                                                           KİTAP ADI:Yabancı
                                                           YAZAR: Albert Camus
                                                           SAYFA SAYISI: 119





'Albert Camus"nün (1913-1960) en tanınmış, en çok yabancı dile çevrilmiş, en çok incelenmiş ve hala en çok satan kitaplar arasında yer alan "Yabancı", aynı zamanda yazarın en gizemli yapıtı. Ölümün egemen olduğu bir "varlık"ın en anlamsız olgularını saçma bir düzensizlik içinde yaşayan bu romanın başkişisi "Meursault", bir simge kahraman değildir, "adı" olmayan bir "Yabancı"dır; bu eksik kimlik, gerçeklikten algıladığı şeyi yapılandıramayan, yeniden örgütleyemeyen, ama gerçekliğin yankılarını yakalamaya çalışan bir boş bilincin imgesidir. Onun kayıtsızlığı ve edilgenliği, işte bu boş bilincin ürünüdür. Yabancı, büyüleyici gücünü, içinde barındırdığı trajedi duygusuna borçlu: Bir türlü ele geçirilemeyen anlamın sürekli aranması, bilinç ile toplumsal dünya arasındaki çatışma... Camus'yle buluşanların hiçbiri, onunla karşılaşınca hayal kırıklığına uğramamıştır. "Mutluluk, bir yerde ve her yerde hiçbir şey beklemeden dünyayı, insanları sevmektir," der Camus. Giderek daha çok sevilen bir yazar olması, onun bu sevgisinin yansımasından başka bir şey değildir.
(Arka Kapak)


Albert Camus, 1957 Nobel Edebiyat Ödülü sahibidir.


24 Şubat 2017 Cuma

Golem Ve Cin

KÜNYE
Kitap adı: Golem ve Cin
Yazar: Helene Wecker
Sayfa Sayısı: 640
Türü: Roman
Çeviri: Can Yapalak
Yayınevi: Doğan Kitap




 Merhabalaar ^^ İşte geldim burdayım. O kadar uzun zaman olduki yorum girmeyeli. Kısacık süren yarı tatilim, aynı hızla konulara başlayan hocalar ve tüm işleri halletmeye çalışan ben. Yoğundum demenin uzun hali de bu :D

GEZİ GÜNLÜKLERİ : ESKİŞEHİR

Herkese Bi'psikolog'dan merhabalar :) Geçen gün anlattığım Ankara Gezisi'nden hızını alamayıp Eskişehir'e de  gittik.(Okumadıysanız buraya tık tık 😊)
Eskişehir benim uzun zamandır gitmek istediğim bir şehirdi.Çünkü Eskişehir'de okuyan birsürü arkadaşım var ve İzmir'e geldiklerinde hep bahsediyorlardı.Ayrıca Eskişehir'in ünlüü Çiğbörek'ini denemeyi de çok istiyordum :)

Ankara'dan İzmir'e dönüş için uçak bileti bulamadığımızdan (malum sömestr) biz de Eskişehir'e gidip ordan da otobüsle İzmir'e dönüş yapalım dedik.Ankara'dan hızlı trenle gitmeyi planlamıştık fakat bütün trenler doluydu.(Şaşırtmadı 😑) O yüzden Ankaradan Eskişehir'e 3saat süren otobüs yolculuğuyla vardık.Daha önce hiç gitmediğimiz için ben nerelerde gezilmeli tarzında biraz araştırma yapmıştım.


Her ne kadar yer,yön bilmesek de sora sora Bağdat bulunur derler :) Bu söze güvenerek Eskişehir gezimize başladık.
Garaj biraz şehir dışında Eskişehir'de.Fakat hemen önünde tramvaya binebiliyorsunuz.Ve öğrenci bileti de çok uygun.(Yanlış hatırlamıyorsam 1.30 gibi bir şeydi.) Ben ilk defa tramvaya bindiğim için biraz heyecanlıydım fakat bizim İzban'dan bir farkı yokmuş yahu :) Eskişehir'in sevdiğim bir tarafı genel olarak düz olması.Bu yüzden ilkbaharda giden turistler bisiklet kiralayıp gidiyolarmış ama biz kışın gittiğimiz için böyle bir şansımız olmadı tabii ki :D

Porsuk Çayı etrafındaki çarşıyı gezdikten sonra acıktık ve çok ünlü olan Papağan Çiğbörek'e gittik. Evet,Eskişehir'de nerede yiyebiliriz sorusuna direkt olarak Papağan diyorlar.Başka bir yerden yemediğim için karşılaştıramıyorum ama ben beğendim.Papağan'ı anlatmam gerekirse çok küçük bir dükkan ve aşırı kalabalık oluyor.Sıra bekliyorsunuz bu yüzden.Bazıları yarım saat bile beklediğinden bahsettiler.(Neyse ki biz şanslıydık ve 10dk sonra bir masaya oturmuştuk.)Ben çiğbörek'in tadını beğendim ama biraz fazla yağlı.Yani sıklıkla yiyebileceğim bir yiyecek değil.Ama 2-3 ayda bir yiyebilirim.(Evrene mesajlar 😋)











Bir de çok ünlü olan bir bozacısı varmış ama ben daha önce hiç boza içmediğim için denemek istemedim.Bir de çiğbörek yedikten hemen sonra önünden geçtik midemde yer yoktu anlayacağınız.

Burası çok dikkatimi çekti fakat burada oturma fırsatım olmadı :(





Çarşıdan doğruca Odunpazarı Evlerine doğru yürüdük.Orada yokuşun başında çok güzel,samimi bir kafe var.Bir süre orada dinlendik.Keşke İzmir'de de böyle bir mekan bulabilsem..

















Daha sonra Balmumu Müzesi'ne girdik.Burada artık ben susuyorum fotoğraflar konuşsun diyorum...






























Bu arada Eskişehir'in insanları gayet kibar insanlar.Bir mağazaya girmiştik ve sahibiyle konuşurken İzmir'den geldiğimizden bahsetmiştik.Bizi hiç tanımamasına rağmen bize yemek ikram etmek istedi.Çok misafirperverler..



Ayrıca kıyafet olarak -bilmiyorum belki de indirim dönemine denk geldim-bana fiyatlar uygun geldi nedense.. İzmir-Eskişehir hızlı treni olsa keşke dediğim zamanlardan yine :D



Eskişehir iklim olarak soğuk olmasına rağmen insanları sıcacıklar. Şirin, güzel bir şehir olarak kaldı ben de.. Umarım bir kez daha gidebilirim :)

Okuduğunuz için teşekkürler..
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere...